Kayıtlar

KADER

Sonsuzluk devranı Buzur Mehir'den bu yana tekrar eder kendini  bir tavla tahtasında. Hanelerde oniki ay pullarda gece ve gündüz ve binlerce hamle ihtimali döndürür başını hayalperestin sulandırır ağzını  kemiği sevenin. Bende zar attım bu oyunda gelen şeş-beş ilk turda. Sağıma baktım gördüm şeş, soluma baktım gördüm beş ama nedense her oynayan gibi yine de bende bekledim gelseydi diye bir dü-şeş. 

TANIK

Evler, eller gelir gider Seller gibi seyir eyler Bu gönül aslında sever Sever sever ama ayrı düşer Kalbim bile yeri gelir Yanmayacağım diye dellenir Ateşi artık fersizdir Bana eşlik etmeye son verir Enlemle boylam çekişir Zaman devran değiştirir Ay da güneşle tepişir Vakit böyle aradan çekilir İşte dedim ya gün gelir Sessizlik ele geçirir Ve geriye kalan tektir Tanığı ise sadece “Ben”dir.                                                                                                      

HİKÂYEM OLMADAN BEN KİMİM

Bundan birkaç sene önce çocukluğumuzdan itibaren dinleyerek büyüdüğümüz hikâyelerin, hayatımızdaki ve davranışlarımızdaki etkisini derinden anlayabilmek adına birkaç gün süren grup çalışmasına katılmıştım. Farklı kültürlerden birçok katılımcının bir araya geldiği bu çalışmaya, çocukluğumuzda bizi en çok etkileyen hikâyeleri anlatarak başlamıştık.  Katılımcılar genelde içine doğdukları kültürlerin öykülerini anlatıyorlardı. Bazı katılımcılar ise farklı kültürlerde yetişmiş oldukları halde aynı veya benzer hikâyelerden etkilenmişlerdi. Hatta daha genç katılımcılar hikâyelerin aslını hiç okumamışlardı, meta hikâyelerin bilgisayar oynuna dönüşmüş yapılarından etkilenmişlerdi.    Grup çalışması esnasında bizi etkileyen hikâyelerin kökenleri üzerine de konuşmuştuk. Gelişim dönemimizde ve sonrasında dinlediğimiz hikâyelerin birçoğunun kökenlerini geçmişe damga vurmuş diğer destanlardan, dini hikâyelerden veya mitolojik efsanelerden almış olduğu söylenir.  Bazı mistik yakla...

KALPTE YAŞAMAK

Mistikler kalbi bir boyuttan diğerine ya da geçmiş gelecek kavramından şimdiye geçiş köprüsü olarak kabul ederler; bazı kapılar sadece ve sadece gönül gözü ile görülür, kavranır, bilincin perdeleri kalpten aralanır, derler. Bu perdeleri aralamak bir şeyleri geride bırakmak ve bir şeylere yeniden doğmaktır. Bu sebeple kalp yeniden doğumun, ikinci doğumun, bilincin doğumunun da kapısı olarak görülür. Kimi okullarda kalp kapısı içsel yolculuğun yataydan dikeye geçtiği kapı olarak görülür.   Zihin birçok bilgiyi taşımaktadır. Ancak taşıdığı bilgiler geçmişe ve/veya ezbere dayalıdır. Zihin yatay bir düzlemde blok bir zaman bilincindedir. Kalpte ise zaman geçerliliğini yitirir. Zihinde birikmekte olan bilgilere sıklıkla ihtiyaç duyarız. Gündelik hayatımızda birçok eylemi zihnimizi ve zihnimizin yetilerini kullanarak gerçekleştiririz. Hesap işlemlerinde, alışverişte, pratik birçok görevi gerçekleştirmekte zihnimizi kullanmamız gerekir. Hazzı ertelemekten irade kullanmaya, çözüm üretmekte...